Başkan′ın Mesajı

Değerli Mütevelliler ve Sevgili Boğaziçi Dostları,

 

Üzerinde yaşadığımız topraklar vakıf geleneğinin kolektif bir özenle büyütüldüğü ve dünyaya örnek teşkil edecek kadar yaygınlaşıp geliştiği topraklardır.

Mirasçısı olduğumuz Osmanlı İmparatorluğu sıklıkla bir “vakıf medeniyeti” olarak tanımlanır. Zira Osmanlı, insanımızın kültürel genlerine işlemiş dayanışma ruhunu ve yardımlaşma güdüsünü vakıflar aracılığıyla kurumsallaştırarak hayatın her alanında yaygınlaştırmış; böylelikle bir yandan toplumsal refahı artırırken öte yandan sosyal adaleti de büyük oranda sağlamlaştırmıştır.

Boğaziçi Üniversitesi Vakfı da bu köklü vakıf geleneğimizden beslenerek kolektif bir özveri ve dayanışma anlayışıyla 1978 yılından bugünlere kadar kayda değer bir yol kat etmiş; üniversitemizin hemen her alanda stratejik destekçisi ve yol arkadaşı olmuştur. Vakfımızın bu başarısının arkasındaki itici güç, kendi kişisel ve kurumsal kaynaklarını, okulumuzun, yani ülke insanımızın yararına cömertçe sunabilme erdemini gösteren vefakâr ve idealist ruha sahip bağışçılarımızdır. İçinde yaşadığımız topluma karşı bir bakıma borç ödemek anlamına gelen bu erdemli yaklaşım elbette takdire şayandır.

En parlak zihinli gençlerimizin birinci tercihi olmak üniversitemiz için bir gurur kaynağı olduğu gibi beraberinde bizlere ağır bir sorumluluk da yüklüyor. Göz bebeğimiz ve yarın umutlarımızın öznesi konumundaki gençlerimizin önlerindeki tüm engelleri kaldırarak en iyi koşullarda eğitim almalarını sağlamak ve üniversitemizin bilimsel araştırmalarda bir mükemmeliyet merkezi olması yolunda kararlı adımlarla ilerleyişini desteklemek hepimizin en temel motivasyonu ve misyonudur.

İlk kez duyduğum günden bu yana bende iz bırakan sözlerden biri de Amerikalı bilgisayar bilimci Alan Kay’a ait. “Geleceği öngörmenin en iyi yolu, onu icat etmektir” diyor Alan Kay. Bu cümleyi sarf edebilmek elbette yüksek bir özgüven duygusuna ve bir gelecek vizyonuna sahip olmayı gerektirir. Her ikisini de bünyesinde barındıran bir üniversite olarak ülkemizin ve hatta insanlığın daha müreffeh ve güçlü yarınlarını neden bizler icat etmeyelim? Bugün bunu başarmak, 1800’lü yıllarda doğduğu coğrafyadan binlerce kilometre uzakta, İstanbul’da, Cyrus Hamlin’in misyonu uğrunda verdiği adanmış mücadeleden daha mı zorludur?

Boğaziçi Üniversitesi’ni her bakımdan bir mükemmeliyet merkezine dönüştürmek ortak misyonuyla ilerlediğimiz bu yolda gelecek yeni günlere inançla bakıyorum. Toplumsal değerlerimizden ve zengin geleneğimizden destek alarak daha güçlü bir geleceği el birliğiyle icat edebiliriz ve etmeliyiz.

Öyle ya, “dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım!” (Mevlana)

 

Dostlukla…

Prof. Dr. Melih Bulu

Yönetim Kurulu Başkanı